Türk Halı ve Kilim Dokumacılığının Kültürel, Sosyal ve Bireysel Olarak Anlamı

Türkler ilk başlangıçta doğal yaşantılarının gereksinim duyulan bir parçası olarak ip yapmayı ve bu iplerden dokuma yapmayı icat etmişlerdir. Türkler, çok geniş alanlarda yaşamaları, hayvancılıkla uğraşmaları, lojistik açıdan dayanıklı, taşınabilir, hayatlarının her alanında fayda sağlayacak ürünler geliştirme konusunda tarih öncesi çağlardan itibaren profesyonelleşmiş bir toplumdur. Tarihten günümüze kadarda bu kültürü devam ettirdiler. İlk zamanlar ihtiyaç olduğu için üretilen bu ürünlerin bireysel anlamda çok önemli görevleri olmuş.

Örneğin dokuma yapanların sanat algısı, matematik bilinci, aklı kullanma yetenekleri ve el becerileri oldukça artmaya, yaşam mücadelesindeki sabırları ve mücadele güçlerini kazandıkları ve bu özelliklerini sonraki nesillere aktardıkları açıkça görülmüş. O sebeple çocukluktan başlayarak, düğüm atma, ip yapma, örgü örme Türklerde çok değer verilen bir kültürdür. Bu kültür Türk tarihinde neredeyse hiçbir zaman kölelerin yaptığı iş olmamıştır.

Dokuma işi ile ilgilenen kişiler ister ailesi için yapsın ister komşuları, isterse toplum için yapsın daima saygın ve toplumun önde gelen kişileri olmuşlardır. Günümüzde hala Türk kadınları bir misafirlikte bir araya geldiklerinde bile sohbet ederken zaman geçirmek için bir şeyler örerler. El yeteneklerini neredeyse elden ayaktan düşene kadar geliştirirler. Hatta hırçın, asi erkek çocukları bile bu sanatı öğrenirler. Entellektüel akıllarını geliştirme, sorunlarını sakin ve akıl ile çözmeye odak olmaları, sabırlı, azimli olmaları bu sayede sağlanırdı. Türk için her bireyin bir yetenek geliştirmesi özgürlüğün bir sembolü, hayat mücadelesinde kimseye muhtaç olmamanın göstergesidir. O sebeple Türkler halı ve kilim dokumacılığına kültürel gelişmişliğin bir unsuru olarak bakarlar. Kızlar evlenmeden önce dokudukları ürünlerle çeyizlerini hazırlarlar. Bu çeyizleri o kızın ne kadar yetenekli olduğunu, sabırlı ve özenli olduğunu, güçlü ve entelektüel olduğunu gösterir. O sayede hem evlendiği kişinin, hem de çevresinin saygısını görür.

Toylarda (Geleneksel Şenliklerde) el dokuma yarışmaları yapılır, en yetenekli kadınlar ödüllendirilirdi. Bir kız sadece evleneceği için değil kendisini geliştirmek için, evlendikten sonra evini geçindirmek, güzelleştirmek, çocuklarının geleceği için dokuma yapmaya devam ederdi. Dokuma, tamamen doğaya saygılı, hayatımızda her zaman kullandığımız, aynı zamanda özgür ve özgün bir sanattır.

Batının; el dokuma halı ve kilimlerle karşılaşması (haçlı seferleri, İstanbul’un Fethi ve en sonunda coğrafi keşiflerle) Türklerin bu sanatına hayran olunan dönemlerin Avrupa'da yaşanmasına sebep olmuştur.

Dokumaları talep edenlerin çok artması sebebi ile çeşitli dokuma atölyeleri sonrasında ise fabrikasyon imalat gelişmeye başlamıştır. Ancak Türkler bulundukları her coğrafyada özellikle Anadolu’da bu kültürü kendi öz şekliyle devam ettirmişlerdir. Halı ve kilim dokuma geleneği için şu sözü rahatça söyleyebiliriz. “Gelenek, başarılı yeniliklerin toplamıdır.” Tarihin belkide en başarılı yeniliklerinden, icatlarından biridir Halı ve Kilim. Doğaya, insana, yaşama, saygılı, entelektüeli arttıran, insan ellerinden çıkan sanatsal bir mucizedir.

El Dokuma Halı ve Kilimler için çok daha fazla bilgi için buraya tıklayarak Blog sayfamızdan bilgi alabilirsiniz.

‹ Hikayenin İzinde