> Organik, Yöresel, Doğal
16 Şubat 2021 Salı

Dünyada ve Türkiye’de Halı, Kilim

Tarihin bilinen ilk halısını Türkler yapmıştır. Halı ve kilim işçiliğinde dünyanın doğal olarak en tecrübeli ustaları Türklerden çıkmıştır. Ancak biz size bugüne kadar hiç bakılmayan bir açıdan halı ve kilim konusunu anlatacağız. Doğal olarak bu bakış açısı aynı zamanda Endemigo ’nun bakış açısını da ortaya koyacaktır. Bakış açımızın tüm dünyada hızlıca kabul edilmesini beklemiyoruz. Bununla birlikte bir kerteriz noktası olacağına da hiç şüphemiz yok. Dünyanın belki de ilk sanat eserleri üretimlerinden biri olan halı ve kilim konusunda neden bugüne kadar böyle bir bakış açısı geliştirmediği ile de uğraşacak değiliz. Bizim bakış açımız bugünden itibaren bu konunun çok daha ciddi ele alınarak tüm bakış açılarını değiştirmek üzerine. Halılara ve Kilimlere Coğrafi İşaret alınmaya başlaması bir nebze olsa da bizi heyecanlandırsa da hala doğru yaklaşımların oluşmadığını görmek üzüyor. Tek ricamız bu yazımızı çok dikkatli okumanızdır. Bu yazıyı okuduktan sonra Halılara ve Kilimlere bakış açınız biliyoruz ki tümden değişecek.

İnternette sanat eseri nedir diye bir araştırma yaparsanız karşınıza ilk olarak “İnsanlarda güzel çağrışımlar uyandıran, sanatçının kendine özgü duyguları, heyecanları, hayal gücü ve yeteneklerini yansıttığı, insanın duygu düşünce ve hayal dünyasını geliştiren eserlere sanat eseri denilmektedir.diye bir tanım çıkacaktır. Sanat Eserinin İşlevi nedir diye sorduğunuzda “Sanat eseri ekonomik ve işlevsel değeri olmadan yapılan eserlerdir. Estetik kaygı ve hazzın sonucu yapılan eserler sanat eseridir. Bir estetik kaygıyla yapıldığı için özgün, tek ve biriciktir. Yani orijinal ve benzersizdir. “ Bir de biz kendi tanımımızı yapalım. Bizce “sanat eseri nedir” sorusunun cevabı; İnsanlarda çağrışımlar oluşturan, düşündüren, algımızı ve bakış açımızı geliştiren, estetik kaygısı taşıyan, insanlığın güzelliğe doğru bir adım daha ilerlemesi için onlarla iletişime geçen eşsiz ve özgün eserlerdir.” Evet hemen hemen benzer tanımlamalar yaptığımız küçük bir farkla “insanlığın güzelliğe doğru bir adım daha ilerlemesi için yapılan eserler” cümlesi bizi çok ilgilendiriyor. Şimdi gelelim halı ve kilim sanat eseri midir sorusuna. Halı ve Kilim yapımında estetik kaygısı, hayal gücü, heyecan, özgünlük duygu, hayal dünyasını geliştirme, söz konusu mudur? Hepsine fazlası ile evet diyebiliriz. Peki insanlığı ilerletiyor mu? Bu sorunun cevabını vermek için en gerilere gitmek gerekiyor. Başlangıca doğru. Tarih öncesine…

Size en kısa yoldan anlatmaya çalışacağız. İnsanlar tarih öncesi çağlarda ilk olarak, aletler üretmeye, mağaralara, taşlara büyük büyük resimler yapmaya başladı. Düşüncenin başlangıcı diyebiliriz. Daha sonra bu resimlerin çizilmesi ya da taşlara işlenmesi uzun ve zahmetli olduğu için soyutlamayı (çizdikleri şeylerin boyutlarını küçültmeyi ve kolaylaştırmayı) öğrenmeye başladılar. Daha da sonra semboller oluşmaya başladı. Basit sembollerle düşüncelerini ifade etmeye başladılar. Bugün kullandığımız hemen hemen tüm abc’ler bu sembollerin gelişmesi ile ortaya çıktı. Ancak sembollerin de her zaman dili oldu. Bunu insanlık olarak bulduğumuz eski yazıtların ya da çeşitli eserlerin üzerinde görüyor ve hala çözümlemeye çalışıyoruz. Burada ayrımına varmanız önemli noktalardan biri sembollerle oluşturulan bu dillerin çoğu zamanla yok olmuş ve bizim için çoğu çözümlemesi çok zor eserler.  Çoğu eserler ve kullanılan tekniklerle semboller zamana yenik düşmüş kaybolmuştur. Günümüzde hala binlerce yıl öncesinde var olan ve bugün hala tekniklerle işlenen sanat eserleri çok ama çok azdır. Bunun en büyük sebebi o eserlerin keşfedildiği zamanın ötesinde insanlığa katkı sağlamasıdır diyebiliriz. İşte Halı ve Kilim örmek tam da böyle bir sanat Türkler için. Zamanın çok ötesinde bir sanat. Zamansızlığın tarifi gibi… Öyle tekniklerle, öyle buluşlarla, öyle renklerle ve sembollerle oluşmuş bir sanat ki unutulması, zamandan geri kalması nerede ise imkansızlaşmış. Bu durumun birçok sanatçı, aydın, entelektüel fazlasıyla farkında. Yine de bu sanatı yapanlar açısından bir türlü hak ettiği değerin karşılığını neredeyse hiçbir zaman görememiş. Çünkü halı ve kilim üreten sanatçıların parasal kaygılarından çok duygularını, görülerini, estetik duygularını paylaşma kaygısı olmuş. Halı ve Kilim yapan ustalar, kadınlar demek istemiyoruz. Bize göre onlar en büyük sanatçılardır. Ve sanatta çok üst seviyeye çıkmış özel insanlardır. Buraya kadar biraz tarihinden bahsettik şimdi gerçek manada işin daha da derinine inelim.

Yukarıda sembollerden ve nasıl oluştuğundan kısaca bahsettik. Bu semboller Türkler de tarih öncesi çağlarda gelişmiş ve manaları bulundukları coğrafyalarda hızlıca kabul görmüş bilinir hale gelmiştir. Nasıl gelmesin ki gördüğünüz her bir sembolün (Motif demiyoruz çünkü motiflerin ses karşılığı yoktur. Türklerin sembollerinin ses ve kelime karşılığı vardır. O yüzden sembol ya da tamga-damga denmesi doğrudur.) ve rengin Türk halılarında ya da kilimlerinde bir manası vardır. Hatta örme tekniğinin, düğüm sıklığının ya da tarak kalınlığının manası vardır. Bu manalar bir araya gelir ve sanatçının size vermek istediği duygu, düşünce, hayal dünyası ortaya çıkar. O kadar yüksek bir teknik ve beceri ister ki halı ve kilim yapmak bugün en büyük sanatçılar başına otursa bir süre sonra dayanamayıp bırakırlar.

Evet sanatçılık zor iştir. Sanatçılar emek yoğun çalışırlar ancak halı ve kilim yapma işi sanatın bir adım ötesine geçer çoğu zaman. Şimdi gelelim halılar, kilimler nasıl konuşur konusuna. Bize dertlerini nasıl anlatır? Şöyle düşünün elinizde çeşitli malzemeler var, aklınızda öğrendiğiniz yüzlerce sembol, renkler, teknikler… Oturuyorsunuz işlemeye başlıyorsunuz, elinizdeki sembollerle hikayenizi anlatmaya başlıyorsunuz. Eğer 4-5 metrekarelik bir tuval kullanıyorsanız ve zor bir eser yapacaksanız bazen bir yıldan fazla bile sürecek bir eser dokuyorsunuz. Sonuçta ortaya çıkan eserde şöyle diyorsunuz: su yolunun kenarında bir toplumuz, bize nazar değmesin, annelerimiz gelinlerini sevsin, erkeklerimiz güçlü olsun, halkımızın yaşantısı güzel olsun, çocuklarımız yetenekli olsun, kötülük bize uğramasın, insanlığımız gelişsin, sevdiğim kişi sağ salim seferinden dönsün, evlenmek mutlu olmak istiyorum, sevgi her yerimizi kaplasın, doğa bize yardımcı olsun, insanlar birbiri ile iyi geçinsin, her gün dünya daha güzel bir yer olsun, özgürlüğümüz tüm dünyaya mutluluk getirsin, güneş daima içimizi ısıtsın, doğa daima bizimle olsun bizde onunla, hayatın manası insan olmaktır, barış affetmek içimizi kaplasın, çocuğum olsun ve ailesine, toplumuna, dünyaya iyilik güzellik saçsın…

Daha böyle binlerce mesaj içeren sanat eseri halı ve kilim düşünün. Bu mesajlar yüz yıllar, bin yıllar, nesillerce evimizin tam ortasında daima gözümüzün baktığı alanlarda en estetik halde bizlere verilmiş olsun. Düşünsenize bu mesajlarla büyüyen çocuklar dünya için insanlık için ne kadar faydalı olurlar. Estetik duyguları gelişirken, emeği öğrenirken, ruhlarını beslerken büyüyen ve en güzel mesajları beyinlerine kazıyan bu insanlar ne kadar adaletli ve estetik duyguları gelişmiş olurlar. Gerçekten bunu düşünün. İşte belki de Türklerin dünyaya en büyük armağanı olan halı ve kilim sanatına bir de bu açıdan bakmak gerekiyor. Yapılan halı sanatı için doğaya asla zarar verilmez. Yünlerden, ipeklerden ender de olsa pamuktan, kök ve doğal boyalardan elde edilen ipliklerle yıllarca konusunda uzmanlaşmış sanatçılar işler halıları ve kilimleri. Bu ustalık o kadar ileri safhadadır ki binlerce yıldır gelişen tekniklerle birlikte atalardan aktarılmış bilgilerle birlikte günümüzde aynı tekniklerle uygulanmaya devam eder. Bu sayede yüzyıllar önce işlenmiş bir mesaj günümüzde hala aynı etkiyi yaratır. Aynı şekilde bugün işlenen bir mesaj da bundan yüzyıllar sonra aynı etkiyi yaratır.

Halının ya da kilimin modası olmaz, onu dokuyan sanatçısı ile kullanan arasında bir bağı olur. İkisi de dünyaya vermek istedikleri ve dünyadan almak istedikleri güzellikler konusunda hem fikirdir sadece. Bu bir iletişimdir. Bir sözün, duygunun, hayallerin aktarımı bazen de o duyguya karşı bir saygı duruşudur. Çok ama çok büyük bir emeğin estetik kaygı ile birleşip duyguların dışarı taşmasıdır halılar, kilimler. Haykırmaktır dünyaya güzellikleri. Güzelliğin gelişmesini ve sürdürülebilir olmasını istemektir. İnsanlık düşünsel dünyasını sanat ile birlikte geliştirdi. Dünyanın ilk yağlı boya resmi Afganistan’da 7. Yüzyılda yapılırken, 13. Yüzyılda Avrupa‘da popülerlik kazanmaya başlamıştır. Halı ve kilimi düşünürsek tarihi gerçek manada bilinmiyor. Kimilerine göre en az 5 bin yıldan daha eskiye dayanıyor. Bulunan en eski halı ise Pazırık Halısı’dır, iki bin yıldan öncesine tarihlenen bir Türk halısıdır. Düşünsenize bugün bir yağlı boya resim yapım tekniklerinin ne kadar geliştiğini, boyaların, tuvalin, fırçaların, ne kadar çok geliştiğini. Ancak iki bin yıldan eski Pazırık halısı ile bugün üretilen Afyonkarahisar Pazırık halısı aynı teknikle yapılıyor. Bunun tek bir açıklaması var. Halı ve kilim sanatı zamanının çok ama çok ötesinde bir sanattır.

Bizim Endemigo olarak Halı ve Kilime bakış açımızı genel olarak anladığınızı düşünüyoruz. Peki halı ve kilim üreten özellikle Kadın olan sanatçılarımıza nasıl bakıyoruz biraz da bundan bahsetmek isteriz. Çok eski zamanlardan sanatçılar hak ettiği değeri yaşarlarken görememişlerdir. Buna dair birçok hikâye bilirsiniz. Açlıktan ölen sanatçılar, ısınmak için resmini yakan sanatçılar vb. Evet tarihte sanatçılar hak ettikleri değeri maalesef göremedi. Günümüzde ise bu durum farklı. Sanat ve sanatçı gün geçtikçe daha fazla kıymet görmeye başladı. Bu çok güzel bir durum. Daha da gelişmesi bizim en büyük temennimiz. Halı ve Kilim ören, dokuyan kadın sanatçılarımız açısından ise maalesef durum hiç iç açıcı değil. Endemigo olarak bizim en önemli görevlerimizden biri bu durumun değişmesi için çalışmaktır. Size bu noktada birkaç ortalama rakam vermek isteriz. İyi bir halı veya kilim sanatçısı çoğunlukla 18 yaşının altında çocuk yaşta bu sanatı öğrenmeye başlamak zorundadır. Çünkü yeteneği ve ilgisi yoksa boşuna zaman kaybı yaşanmaması için bu gereklidir. Zor bir sanatı öğrenmek de uzun ve meşakkatli bir yoldur. Bu yola ne kadar erken çıkılırsa o kadar sanat gelişir.

Bir kadın ömrü boyunca durmadan halı veya kilim dokusa ortalama olarak yaklaşık 50 ila 100 metrekare halı dokuyabilir. O yüzden kadın sanatçıların yetişmesi çok zorlu bir yoldur. Aynı zamanda dokuyan kadınlar sadece kendilerinin değil bulundukları toplumun, yörenin, coğrafyanın hikâyesini de anlatırlar. Yöresine özel renkleri, damgaları (sembolleri), teknikleri öğrenmek önemlidir. Yöreler ve teknikler sayesinde bu hikâyenin hangi topluluğa ait olduğu bilinir. O topluluğun temennileri, yetenekleri, duyguları o halı veya kilimle temsil edilir. O halı bir başka topluluğa verildiğinde bu zeytin dalından çok ama çok öte bir hediyedir. İçinde söylenecek sözlerin ötesinde bir paylaşım manasını taşır. O sebeple halı, kilim işleyen kadın sanatçıların eğitimi çok özeldir. Bu eğitimde aynen bin yıllar önceki tekniğe dayalıdır. İşi sevip sevmediği test edilir, zor işler yavaş yavaş verilir. Tezgâhın başına oturması o kız için topluluk adına konuşma hakkıdır. Temsil hakkıdır. Yaptığı işin takdir edilmesi kızın temsil hakkının onaylanmasıdır. Eğer halının adı Hereke Halısı ise, Milas Yörük Halısı ise Sanatçı Kadın hem kendi duygularını hem de Milas Yörüklerinin duygularını aynı anda temsil etme hakkına sahip olmuştur. Ve en üzücü tarafı da maalesef kazancı da çok azdır. Bu mesleği icra etmesi, ona kendi başına hayatını kurmasını gerektirecek kazancı asla sağlamaz. Ömrü boyunca az bir kazançla evin harcamalarına ufak katkıda bulunur. Peki bu doğru mu? Tabi ki değil. Bir sanatı öğrenmek için yıllarınızı adayacaksınız, günlerce çalışacaksınız ve hayatınızı tek başınıza geçindirmeniz çok zor olacak…

Şimdi sizinle ortalama bir halının nasıl oluşturulduğuna dair birkaç teknik bilgi paylaşalım konuya daha da hâkim olun. Koyun yünlerinin eğrilmesi, ipe dönüşmesi, yıkanıp boyanması konularını hızlıca geçebiliriz. Bunlarda büyük ustalık isteyen konular ancak biz tezgaha oturalım ve empati yapalım. İplerinizi yukardan aşağı gergin bir şekilde yan yana dizdiniz. Kullanacağınız renklere karar verdiniz ve o renklerde iplerin toplarını yukarıya astınız. Burada teknik terimler kullanmıyoruz, sebebi okuyan herkes kolayca anlasın diye. Ve her renk ipinizle yapmak istediğiniz halının yöresine, desenine, düğüm sıklığına göre santimetrekare de 20 ile 200 düğüm arası düğüm atmaya başladınız. Biz ortalama bir yörük halısı üzerinden düşünürsek santimetrekarede yaklaşık 26 düğüm attığınızı düşünebiliriz. Bir santimetrekare de 26 düğüm 10 bin santimetrekare 1 metrekare demek ise 260 bin düğüm atmanız gerekiyor. Ortalama bir günde 3 bin düğüm atacak konuma gelmiş gerçek bir usta sanatçıysanız ayda her gün 10-12 saat çalışarak 90 bin düğüm atabilirsiniz. Bu da yaklaşık 3 aylık çalışma ile zorlu semboller işlediğiniz 1 metre kare halı yapmanızı sağlar. 3 ayda 1 metrekare halı. Herhalde salonunuza bu halıyı koyamazsınız. Ya seccade ya da küçük bir hol de kullanabilirsiniz. Peki bu sanatçı kadınımız 1 metre kare bu halı için ne kadar ücret alıyor derseniz burada biz bu ücreti yazmayı kendimize yakıştırmıyoruz. Bizce hakkettiği ücret ise en az aylık asgari ücret, sigorta ve malzeme maliyeti üzerinden hesaplanmalıdır diyoruz. Emek değer ekonomisi mantığı ile. Tabi bizce sübjektif değeri tartışılmaz çok daha yüksek olmalıdır. Çünkü üretilen ürün hem bir sanat eseri, hem yıllarca değerlenmeye devam edecek hem de organik ve doğaya saygılı sürdürülebilir bir eserdir.  O yüzden emek değeri yanı sıra birde olması gereken sanatsal değeri mevcut bir eserden bahsetmiş oluyoruz.

Halıların ve Kilimlerin coğrafi işaret almaya başlaması bu süreci belki bir nebze de olsa hızlandıracaktır. Genelde halıların menşeleri tekniklerinden anlaşılsa da bir kimlik yada tescil uygulaması olmaması sebebi ile anonim halk sanatları gözü ile değerlendiriliyor. Bu durumun değişmesi için sadece Coğrafi İşaret tescili almak yetmiyor.

Endemigo olarak bu konuda çok ciddi çalışmalar yapıyoruz. Halı ve Kilim yapan Sanatçı kadınlarımızla direkt iletişime geçiyor ve eserlerinin doğru değerini tespit etmeye çalışıyoruz. Ürettikleri eserlere kimlik kazandırma konusunda yardımcı oluyor ve coğrafi işaret almaları konusunda teşvik ediyoruz. Bu sayede Endemigo‘dan halı veya kilim aldığınızda, o kilim anonim bir eser olmaktan çıkıyor, onun kimliği ve değeri belirlenmiş oluyor. Aldığınız halı ve kilimlerin ne kadar sürede, hangi teknikle, hangi sanatçı tarafından, hangi tarihte üretildiğini biliyorsunuz. Ve aynı zamanda Coğrafi İşaret tescili ile o Halı veya Kilimin gerçek olduğunu biliyorsunuz. Bu da tarihin en derininden gelen zaman ötesi bir sanatçıyı desteklemenizi ve desteğinizle beraber aldığınız ürününüzün değerinin kaybolmamasını sağlamış oluyorsunuz. Aynı zamanda evinizde organik, sağlıklı, hayal dünyanızı genişleten, çocuklarınızın gelişimine katkı sağlayan, sağlıklı ve sürdürülebilir bir sanat eserine sahip oluyorsunuz. Şunu da asla unutmayın; bu sanat eseri öyle bir eser ki onu kullandıkça değeri de artıyor. En büyük katkı da sizden sonraki nesiller için bu eşsiz eserlerin üretilmeye devam etmesini sağlamış oluyorsunuz. Tüm bunlarla beraber evinizde, iş yerinizde, çocuğunuzun odasında, halı ve kilim kullanmanın hayatınıza katacağı estetik duygusu ise paha biçilmezdir. Halı, kilim tüm güzel enerjileri içine hapseder, tüm kötü enerjileri ise dağıtıp parçalar. Eskidikçe değer kazanmasının en önemli etkenlerinden biri de budur. Türk Halı ve Kilimleri sanatsaldır, anti statiktir, doğaldır, sağlıklıdır, sürdürülebilirdir, eskidikçe kullanıldıkça değerlenir, estetiktir, eşsizdir, özgündür, orijinaldir, kullanışlıdır, enerjisi müthiştir. Asla bir eşi daha olmayan hayatınıza değer katacak bir eserdir.       

Endemigo olarak Halı ve Kilim üreten kadın sanatçılarımıza hak ettiği değeri vermek için uğraşıyoruz. Halı ve Kilim almak isteyen müşterilerimize de en değerli ve orijinal olan sanat eserlerini gönül rahatlığı güvenli bir şekilde sunmak için hiç durmadan çalışıyoruz. Diğer tüm ürünlerimizde olduğu gibi tüm halılarımız ve kilimlerimiz de Coğrafi İşaretlidir. Coğrafi İşaretli Ürün satın almak için en güvenilir tek adresiniz olmaya daima devam edeceğiz.

Yorum Yaz